5 Temmuz 2020 Pazar

Ma‘serté

Prof. Dr. Adnan Demircan

Kısa bir yazının imkânları çerçevesinde Mardin’den bahsettikten sonra Ma‘serté’yi, yani Ömerli’yi, doğup liseye gidinceye kadar eğitimimi aldığım Ömerli’yi anlatmazsam olmaz.

Başlığı Ma‘serté olarak yazdım, çünkü Ömerli’nin bölgedeki adı budur. Çocukluğumda Mardin’den Ömerli’ye çalışan dolmuş taksilerin durağı Babı’s-sor’daydı (Savur Kapı). Ömerlilerle haşir neşir olan simsar Ammo Fikri (Fikri Amca) arada biri en yüksek sesiyle “Ma‘sertééééé” diye bağırırdı. Ömerli’ye gitmek isteyen kişinin sesin geldiği yöne gitmesi yeterli olurdu.

Yerleşim yerlerinin isimlerini değiştirmek, aslında bir tarihi değiştirmek ve unutturmak anlamına geliyor. Tarihte pek çok defa olmuş bir şey. İyi niyetle de yapılsa doğru değil bence. Bu sebeple şehirlere verilen “kahraman, gazi, şanlı” gibi unvanları da doğru bulmuyorum.

Ömerli 1953’te ilçe olmuş. Doğumumdan yaklaşık on yıl önce… İlçe olunca Ömerli ismi uygun görülmüş otorite tarafından… İlçe ismini içinde bulunduğu bölgenin isminden hareketle verilmiş görünüyor. Bölgenin adı Ömeryan… Bu bölge, yaklaşık 350 kilometre karelik bir alan. Yaklaşık olarak Mardin ovası ile Dicle arası bir bölge… Tur Abdin bölgesiyle ve Imhallemiyyé bölgesiyle kısmen örtüşüyor. Osmanlı döneminde Ömeryan-ı Ulya ve Ömeryan-ı Süfla diye iki bölgeye ayrılıyormuş. Ömerli ilçe olmadan önce Savur’a bağlı idi. Savur, kadim kentlerimizden biri…

Kırkı aşkın köyüyle birlikte Ömerli nüfusuna kayıtlı yüz elli binden fazla insan var. Tabii bu sayıya vefat edenler de dâhil. Ancak bunların yüzde onu Ömerli ve köylerinde yaşamaktadır. Ben de yüzde doksanın içindeyim. Bununla birlikte manevi bağım devam ediyor.

İlçe merkezinin nüfusu altı-yedi bin aralığında… Pek değişmiyor. Çünkü nüfus artışı kadar, hatta ondan da fazla göç oluyor. Köylerden göç alıyor, ilçeden göç veriyor.

Lübnan’a, İzmir’e, İskenderun’a, Mersin’e, İstanbul’a yerleşmiş yüzlerce aile var. Bu ailelere mensup ikinci neslin Ömerli’yle ilişkileri kısmen devam etse de üçüncü nesilden sonrası için ilişkinin devamı zor. Tarihteki gelişmelere baktığımızda insanlık sürekli bir hareket içinde… Bazen büyük göçler olmuş, bazen de küçük göçler…

Cuma Camii: Ömerli'de on kadar cami var, ama Cuma namazı tek bir camide kılınır.
(Kaynak: www.omerlim.com)

Ömerli’de yaşayan hemen herkes birbirini tanır. Ailelerin çoğu arasında akrabalık ya da hısımlık ilişkisi var. Soyadı kanunu çıktığı zaman yakın akrabalara farklı soyadları verilebilmiş.

Ailelerin yerel isimleri var. Çoğunlukla mahalli olarak onlar kullanılır. Mesela Beyt Hammoş; Çiftçi, İpekşen ve Yıldız soyadlarını almış.

Beyt Bekkiro; Altundağ, Altındağ, Öner ve Yürek soyadlarına sahip.

Beyt Şindi’nin soyadları daha fazla: Arslan, Beyoğlu, Cemiloğlu, Çetik, Kaya, Üren, Sadun, Sadunoğlu ve Şindioğlu.

Beyt Ḫalloların soyadları da epey fazla olmuş: Demircan, Ülker, Ölker, Özgültekin, Söğüt, Emen, Bingöl, Tekin ve Kaymaz.

Beyt Kutoların soyadları da şöyle: Arıkan, Aykaç, Erkan, Şahin, İlhan ve Barut…

Bu soyadların tercihi memurların keyfine kalmış. Bilinçli seçilen pek yok.

Ḫosa (Yüzük) oyunu oynayan gençler (Kaynak:www.omerlim.com)

Ömerli’nin çok güzel bir havası var. Kışı kış, yazı yaz… Havası kuru olduğu için nem oranı düşük. Akşamları uykuya doyuyorsunuz. Rakımı 1100 civarında. Dağlık bir bölge olduğu için tarım arazileri Mardin Ovası’ndakiler gibi geniş ve belki verimli değil. Ama mümbit bir arazisi var. Toprağı sizi aç bırakmaz.

Bölgenin doğal hali meşe ormanlarıyla kaplı aslında… Bazı yerlerde bunu görüyorsunuz. Kalanları korumak, hatta geliştirmek lazım. Ancak bunun için hem yakacak sorununu çözmek hem de ahaliyi bilinçlendirmek gerekir.

Ömerli’nin üzümü, kavunu, karpuzu, hıttısı, acuru bölgeye mahsus, fıtratı bozulmamış ürünlerdir. Bafava’dan, Tuhub’tan gelen domates, biber, patlıcan damağınızda lezzet patlaması yapar.

Tabii bu anlattığım, çocukluğumun Ömerlisi… Maalesef her alandaki aşınma burada da görülüyor. Geleneksel köy hayatı son otuz yıl içinde büyük bir darbe yedi. Eskiden köylüler paraya ihtiyaçları olmadan yaşayabilecekleri bir düzene sahiplerdi. Hububatını, üzümünü, kavun karpuzunu ve bunlardan elde edilen kışlıkları kendisi üretirdi. Her evin ineği, koyunu, keçisi, tavuğu olurdu. Yumurta bakkaldan pek alınmazdı. Şimdi köylülerin market yoğurdu aldıklarını duyduğumda Ömerli’nin eski Ma‘serté olmadığını anladım.

Geceye hazırlanan Ömerli (Kaynak: www.omerlim.com)

 


5 yorum:

  1. Müftülerini es geçmişsiniz hocam ;)

    YanıtlayınSil
  2. İnşaallah bir gün müftülerini ayrı yazmak nasip olur Sayın Müftüm. :)

    YanıtlayınSil
  3. Hocam, bide Ömerli'nin kirazı da çok meşhurdur.

    YanıtlayınSil
  4. Belediye Başkanlığına ne zaman aday olacaksınız Hocam ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Başkanlık yapanların, yapacakların ve orada çalışan diğer görevlilerin güzel hizmetler yapmalarını ve hizmetlerinde başarılı olmalarını temenni etmenin dışında bir hedefim ve beklentim yok. :)

      Sil

Yazarlar

Beyan Yayınları

DEL PIERRO

DEL PIERRO
PIERRE MARTIN