7 Temmuz 2020 Salı

İnsanın Tarihi

İnsanın Tarihi
Prof. Dr. Adnan Demircan
Son dönemlerde toplumların tarihinden çok kişilerin tarihine merak sardım. Devletlerin tarihini incelediğimizde insanların istatistik konusu olduğunu ve önemsizleştiğini düşünmeye başladım. Filan askeri sefer için yüz bin asker sevk edildi, diyoruz. On bin insan öldürüldü, diye anlatıyoruz. Oysa bunların her biri bir hikâye, bir dram…
Kim bilir ne hikayeler var sokaklarda? (Kaynak: www.omerlim.com)

Geçenlerde bir yakınım uzaktan akrabamız olan birisinin hikâyesini anlattı. Hüzün ve acı dolu bir hikâye… Hikâye 1950’li yılların ilk yarısında başlamış olmalı…
Ahmet, eskiden çoğu yerde görülebileceği üzere askere gitmeden önce evlenmiş. Bir oğlu da dünyaya gelmiş. Terhis zamanı gelmiş, ancak Ahmet’ten haber yok. Tabii o dönemde iletişim imkânları çok kısıtlı. Ailesine vefat ettiği haberi ulaşmış nasılsa. Belki bir söylenti, kulaktan kulağa dolaşan bir dedikodu… Öyle ya… Ölmemiş olsaydı, kendisiyle birlikte askere gidenler gibi dönerdi.
Ahmet’in ölüm haberinin üzerinden bir süre geçtikten sonra, ebeveyni gelinleri Ayşe’yi çocuğuyla ortada bırakmamak, Ayşe’nin yabancı biriyle evlenmesi durumunda torunlarının perişan olmasını engellemek için eskiden çokça başvurulan bir yöntemi hayata geçirmişler. Gelin, küçük oğullarıyla evlenecek, böylece hem çocuk babasız büyümeyecek hem de gelin sığınacağı bir çatı bulacak. Hâsılı Ayşe’yi Ahmet’in kardeşi Hasan’la evlendiriyorlar. Bir süre sonra çocukları oluyor. İnsanlar ölüme de alışıyorlar zamanla… Hayat devam ediyor.
Yıllar sonra Suudi Arabistan’dan İstanbul’a gelen bir otobüste orada çalışan bir işçiyle Ahmet’in bir hemşehrisi yan yana oturuyorlar. Yolda tanışıp sohbet ediyorlar. Adam Kastamonulu, yan koltukta oturan ise Mardinli… Mardinli olduğunu öğrenince,
-Benim babam da Mardinli aslen, diyor.
Yanında oturan genç, soruyor:
-Neresinden?
-Ömerli’den diyor.
-Ben de Ömerliliyim, deyip “Soyadınız ne?” diye sorunca adam soyadını söylüyor. Bunun üzerine Ömerlili genç babasının adını soruyor. Ahmet olduğunu söyleyince onu tanımadığını söylüyor. Yolculuk bittikten sonra ayrılıyorlar. Birkaç ay sonra genç, Ahmet’in soyadını taşıyan bir akrabasına yaptığı yolcuğu anlatarak,
-Adamın bahsettiği Ahmet diye bir akrabanız olduğunu bilmiyorum, kim o, diyor.
Ahmet’in akrabası, onun öldüğünü biliyor. Bu hikâyeyi dinleyince, Mersin’de ikamet eden Ahmet’in oğlu Süleyman’ı arayarak söz konusu kişinin babası olabileceğini söylüyor. Süleyman, babasının askerde öldüğünü, annesinin ise amcası Hasan'la evlendiğini biliyor. Üvey kardeşi, aynı zamanda amcasının oğlu İsmail’le görüşüyor ve babasını bulmak üzere Kastamonu’ya gitmeye karar veriyorlar.
Doksanlı yılların başında, Ahmet’in ölüm haberinin gelişinin üzerinden yaklaşık otuz yıl geçtikten sonra, yaşadığına dair ümitle oğlu Süleyman babasının peşine düşüyor.
Ancak babasının adresiyle ilgili hiçbir bilgileri yok. Bu sebeple valilikten yardım istemeyi düşünüyorlar. Valiliğe giderek görüşme talebinde bulunuyorlar. Vali Bey, onları kabul ediyor. Hikâyelerini dinledikten sonra bir otele yerleşmelerini ve araştırma yapması için kendisine zaman vermelerini istiyor. Birkaç gün sonra valilikten aranıyorlar. Heyecanla Vali Bey’e çıkıyorlar. Vali Bey, kendilerine çay ikram ediyor ve sakin bir şekilde anlatıyor:
-Kardeşim, Ahmet’i buldum. Kendisini valiliğe çağırdım. Sizden bahsettim. Hikâyesini kendisinden dinledim. Askerdeyken bir disiplin suçu sebebiyle ceza almış. Bu sebeple terhis olması gerektiği zamanda dönememiş. Memleketine ancak iki sene sonra gelebilmiş. Evlerinin olduğu sokağa kadar gitmiş, Ayşe’yi kucağında bir bebekle görmüş. Kendisini tanıyamayan bir kadına sormuş Ayşe’yi…
-Kocası askerde öldü, onu kocasının kardeşiyle evlendirdiler, demiş.
Bunu duyunca gerisin geriye dönmüş. Seni mutlaka görmek istiyorlar, dedim. Ancak sizinle görüşmeye ikna edemedim. Geçmişine küsmüş ve bir daha geriye dönüp acılarını tazelemek istemiyor.
Çaresiz ayrılmışlar…
Ne acılar var hayatta… Derine inmediğinizde insanların dış görünüşlerinden yaşananları anlamak mümkün değil.

0 yorum:

Yorum Gönderme

Yazarlar

Beyan Yayınları

DEL PIERRO

DEL PIERRO
PIERRE MARTIN