21 Temmuz 2020 Salı

Dövmeye Giriş

Prof. Dr. Adnan Demircan
Uzun zamandır dövmeyle ilgili bazı şeyler okumak istiyordum. Çünkü son zamanlarda dövmeli insanların sayısında ciddi bir artış olduğunu gözlemliyorum. Ancak konuyla ilgili İlahiyat alanında Hadis Anabilim Dalında tamamlanmış bir yüksek lisans tezi ile İslam Hukuku Anabilim Dalında devam eden bir yüksek lisans tezi dışında pek çalışma yapılmadığını hayretle gördüm. Adli Tıp alanında hazırlanmış bir yüksek lisans tezi ile Mimarlık Anabilim Dalı Kent Çalışmaları ve Yönetimi Programı’nda hazırlanmış bir sosyoloji yüksek lisans tez çalışması da gördüm.

Konunun ekonomik boyutu bir yana, psikolojik, kültürel, hukuki, siyasi, tıbbi, dini boyutlarının farklı açılardan irdelenmeyi hak ettiğini söylemeliyim.

Dövmenin köklü bir geçmişi var. Dövmenin tarihsel gelişimi açısından süslenme akla gelen ilk önemli etken… Ancak asırlar boyunca gördüğü ilgi sadece süslenmeyle izah edilemez. Kaldı ki dövmenin bugün özellikle şehirlerde, ama daha çok batıdan yayılarak büyük bir ilgiye mazhar olduğu da bir gerçek… Modern toplum açısından işin yerleşik değerleri ve gelenekleri protesto boyutu olduğunu da düşünüyorum.

On beş yirmi yıl öncesine kadar dövmeli insan sayısı oldukça azdı. Ülkemizde daha çok bazı bölgelerde geleneksel tarzda karşımıza çıkıyordu. Bugün ise metropollerde hemen her yerde, farklı şekillere sahip renkli dövmelere sahip insanlarla karşılaşıyoruz. Birkaç ay önce metroda karşımda oturan bir kadının kolunda Arapça “Kün fe-yekûn” (كُنْ فَيَكُونُ) (Yasin 36/82) ayetinin dövme olarak estetik bir hatla işlendiğini görmüştüm.
Uzakdoğu ülkelerinin kullandığı alfabeden gizemli rakamlara, çiçek resimlerinden insan ve hayvan resimlerine, manzara resimlerinden bir sanatçının ya da ünlünün veya sevilen birisinin adına kadar farklı dövmelerle karşılaşıyoruz.
Bazı insanların vücutlarındaki dövmeleri uzun yıllara yayarak ve çoğunlukla yaşadıkları bazı gelişmelerle ilişkili olarak şekillendirdikleri anlaşılıyor. Dövmeleri yorumlansa hayatlarıyla ilgili ilginç değerlendirmeler yapılır sanırım.
İnsanın vücuduyla ilgili kalıcı ve çoğunlukla geri dönüşü imkânsız bu tür müdahaleleri anlamakta zorlandığım doğrudur. Bugün bir erkeği seven bir kadın, onun adını ya da resmini vücuduna dövme olarak işletiyor. Sonra herhangi bir sebeple araları bozulduğunda adamın adını duymak istemiyor. Bu durumda acısını veya kızgınlığını dövmeyi her gördüğünde tazelemek durumunda kalıyor. Dövmeyi kaldırmak istediğinde ise bir sürü maddi ve manevi bedel ödediği halde bunu tam olarak başaramıyor. Ya da insan yaptığı kuş, börtü böcekten sıkılıyor, ancak onu kaldıramıyor. Tişört değil ki sıkıldığında değiştirsin.
Tabii bu benim düşüncem. Zaten benim dövmem yok. Esas ilgimi çeken dövmesi olanların bunları hangi saiklerle yaptırdıkları… Yani dövmelerinin hikâyesi…
Konunun birkaç boyutuna işaret ederek genç araştırmacıların dikkatini çekmek istiyorum. Öncelikle geleneksel dövmenin sadece güzellikle ilişkili olarak anlaşılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunun geçmişteki inançlarla ciddi bir ilişkisi var. Muhtemelen İslam’ın dövmeyi yasaklamasında bunun etkisi olmalı. bu konu araştırılmayı hak ediyor.
Eskiden dövmeler genellikle yüze ve ele işlenirdi ve anlamsız gibi görünen bazı şekiller ya da noktalardan oluşurdu. Bu şekillerin eski inançların ifadesi olduğunu düşünmek yanlış değil… Tabii ki bu dövmeleri yapanların ve yaptıranların çoğu aradan geçen uzun zaman sebebiyle konunun kökenini bilmiyorlardır. Ancak dövmeler üzerine yapılacak araştırmalar bu işin dinler tarihi boyutuna dair önemli açıklamalara imkân verebilir.
İslam dini açısından ele alındığında dövme yapmanın ve yaptırmanın yasak olduğuna dair hem hadisler, hem de bununla ilgili yerleşmiş bir gelenek (sünnet) var. Bu alanda hazırlanan hadis tezinde altmış beş rivayet tespit edilmiş, yirmi bir rivayetin isnadı zayıf, kırk dört rivayetin isnadı sahih olarak değerlendirilmiş (Harun Memetcik, Dövme Yapmak ve Yaptırmakla İlgili Hadislerin İncelenmesi (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), 2019)
Rivayetler arasında küçük farklar bulunmakla birlikte temel yaklaşımı dövme yapma ve yaptırmanın hoş bir iş olarak görülmediğidir. Bu rivayetlerden birisine göre Allah Elçisi (sas) “Allah saç ekleyen ve ekleteni, dövme yapan ve yaptıranı lanetledi” buyurmuştur (Buhari, “Libas”, 83). Bazı rivayetlere “güzellik düşüncesiyle” kaydı da vardır.
Bu rivayetlerin tarihte nasıl anlaşıldığı ve bugün nasıl anlaşılması gerektiği hususu da bir araştırma konusudur.
Bu arada Yahudilikte de dövmenin yasak olduğunu ifade edelim (Rahmi Yaran, "Dövme", DİA, https://islamansiklopedisi.org.tr/dovme (21.07.2020).
İslami açıdan bu yaygın kabule rağmen ülkemizde gençlerin dövmeye gösterdikleri ilginin birey-inanç ilişkisi açısından ne anlam ifade ettiği ciddi bir inceleme konusudur. Öte yandan eskiden dövme genellikle çocuklara ebeveynleri tarafından küçük yaşta yaptırılırken bugün dövme yaptıranlar kendi iradeleriyle buna karar veriyorlar. Dolayısıyla bilinçli bir tercih olduğunu söylemek mümkün. Ancak yayıldığı bölgeler ve kesimler dikkate alındığında taklitçilik ve özenti de önemli bir etken olarak düşünülebilir.
Dövmenin sağlık boyutu da üzerinde durulması gereken bir konu… Özellikle vücutta meydana gelen bazı yaraların bu yolla gizlendiği anlaşılıyor. Bunun psikolojik etkisi üzerinde durulmalıdır.
Vücuda müdahale olan dövme işleminin sağlıklı yollarla yapılıp yapılmadığı da başka bir inceleme konusu…
Hasılı dövme deyip geçmemek lazım.

0 yorum:

Yorum Gönderme

Yazarlar

Beyan Yayınları

DEL PIERRO

DEL PIERRO
PIERRE MARTIN