9 Temmuz 2020 Perşembe

Bitlis Adamı Şaşırtır

Dr. Öğr. Üyesi İbrahim BARCA

Bitlis’e ister mukim olmak için isterse de ziyaret için geldiniz mi artık kalbinizin ve aklınızın bir tarafı Bitlis’te kalır. Dört bir yanından akan dereleri, içinizde gam adına topladığınız tüm yüklerinizi o ilahi çağlamasıyla alır, söker ve size maverai huzurlar tattırır, geçit vermeyen dağları sizi tevazuya davet eder, bireyselleşme ve konformizmin başka şehirlerde yok ettiği insan-insan ve insan-hayvan kardeşliğini yaşatır ve tüm kaygılardan sizi asude kılar. Özellikle Süphanve Nemrut dağları adeta sizi masal ülkelerine götürür ve masal kahramanları ile tanıştırır. Kuşların Fakisi’nin Hizan’da medfun olan ve kavuşamadığı maşuku Sinem Hanım, Xece’nin zalim kardeşlerinden kaçarken Süphan’a sığınan ve Xece’si için geyiğin peşinden gidip, sonuçta kendisini de Xece’yi de uçuruma kurban eden Siyabend, çoktan masal kahramanlarına dönüşmüştür bile. Çocukları çalan Bitlisli büyücü Belkıs ana ise hala gizemini korumaktadır.

Bitlis’e geldiniz mi önce bin yılların geçidi Deliklitaşkarşılar sizi, ardından kolları ile Bitliçayı ve masalsı Dideban dağı ile karşılaşırsınız. Bitlis kalesi ve beş minaresi ise zatenkendisini size gösterecektir. Birçok uygarlık ve medeniyetin izlerini barındıran bu durak, ziyaretçisine daha neler nelersunacaktır, öyle ki bir kez bu şehre gelen artık buradan gidemez olur.  
Bitlisliler terzilerin bulunduğu ve yerel tabirle Zülfohanında size kıymalı ekmek yedirirler, eğer isterseniz kıymalı ekmeği kendi elleri ile de yapı size sunarlar. Her Bitlisli sanki fahri olarak Bitlis tanıtıcısı gibi size Bitlis’e dair bildiklerini büyük bir heyecanla anlatmaya çalışırTabi kıymalı ekmekle yetinmezler, oğlak etinden büryanlarını yedirir ve neden Büryan’ın Bitlis’e ait olduğuna dair tarihi hikâyeler anlatırlar. Kıymalı ekmeğin Konya değil de Bitlis’e, Büryan’ın da Siirt değil yine Bitlis’e ait olduğuna inandıktan sonra Bitlisli olmaya ilk adımı atmış sayılırsınız. Gönüllü mihmandarlar, yemekten sonra sizi hemen Şeyh Garib, Maşuk Baba, KüfreviHazretleri, Uryan Baba, Feyzullah Ensari ve Şeyh Hasan gibi önemli birçok zatın Bitlis merkezdeki türbelerine, Şerefhanlar ailesine ait Şerefhan külliyesine ve İhlasiye Medresesine götürürler ve onlara dair hiç bilmediğiniz bilgiler verirler. Tüm bunları yaparken, size mesailerini, vakitlerini verdikleri halde, elinizi cebinize attırmazlar. Anlaşılan bu insanlar Bitlis şehri ile özdeşleşmiş gibiler. Onu tanıtınca ve onu sevdirince, ona sahip çıkılması için çalışınca adeta ibadet ediyor gibi mutluluk duyuyorlar. 
Bundan sonra şehrin tam ortasında bulunan devasa iç kaleyi, beş minareyi ve Bitlis adının nerden geldiğini kendiliğinden merak edersiniz. Kalenin Büyük İskender tarafından nasıl yaptırıldığına dair size efsane ve gerçek ilekarışık malumatlar verilir. Büyük bir heyecanla ve adeta bir icat ve keşif yapıyormuşçasına dinlersiniz. Hiçbir kelimeyi atlamak istemezsiniz. Anlatıya göre başında iki boynuz çıkan İskender, Hindistan seferine çıkmışken Bitlis’te bulunan bir su ile şifa bulmuş ve haznedarı ya da komutanı Leys’e burada bir kale yapmasını emretmiştir. Kaleyi yaptıktan sonra İskender’e sunarken sıkıntılar çıkarmasından dolayı, İskender ona kötü anlamına gelen Bed diye hitap etmesi ile Bedleys kelimesi ortaya çıkmıştır. Başka bir görüşe göre Bitlis ismi, Leys’inkalesi manasındaki Bed Leys tamlamasından ortaya çıkmıştır. Başka bir görüşe göre ise Bitlis isminin kökü, Ermenicede soğuk manasına gelen Pagh ile eşek manasındaki eş kelimelerine dayanmaktadır. Bazı kaynaklarda ise Bitlis isminin, Grekçedeki Balaleison kelimesi olduğu kaydedilmiştir. 
Ardından bilmediğiniz bir yerlerden kulağınıza şu türkü sözleri eser: 
Bitlis'te beş minare (beri gel oğlan beri gel) 
Yüreğim dolu yare (beri gel canan beri gel) 
İsterem yanan gelem (beri gel oğlan beri gel) 
Cebimde yok beş pare (beri gel canan beri gel) 
Tüfeğim dolu saçma (beri gel oğlan beri gel) 
Güzelim benden kaçma (beri gel canan beri gel) 
Doksan dokuz yaram var (beri gel oğlan beri gel) 
Bir yara da sen açma (beri gel canan beri gel)
Bu sözler kulağınızda yankılanırken Şerefiye Cami, Ulu Cami, Meydan Cami ve Gök meydan Camilerinin tarihi minareleri, size gülümser. Ancak beşinci minareyi göremeyeceksiniz. Bundan sonra Bitlisli olmuş ve o beşinci minareyi bulmaya çalışıyorsunuzdur. Bundan sonra artık yıllarca bitmeyen Bitlis keşfi sizi bekliyordur. 



0 yorum:

Yorum Gönderme

Yazarlar

Beyan Yayınları

DEL PIERRO

DEL PIERRO
PIERRE MARTIN