16 Şubat 2020 Pazar

Resulullah (sav)'in Yahudileri Himayesine Alması

İbrahim Halil ER
Yahudiler, tarih boyunca diğer milletlerin baskısıyla karşı karşıya kalmışlardır. Filistin'deki Yahudiler, İran’ın bölgeyi ele geçirmesini sevinçle karşıladıklar. Çünkü Hristiyanların baskısı üzerlerinden çıkmış olacaktı. Fakat Herakliyus’un İran’ı yenip tekrar bölgeyi Bizans’a bağlaması üzerine büyük olasılıkla Herakliyus’un onayı ile Yahudilere baskı ve şiddet arttı. Hatta Eyle halkı onların şehri olan zengin Makna’yı da ele geçirmiş olmalıdırlar. Çünkü Eyle Piskoposu ile Resulullah (sav)’in yaptığı antlaşmada Makna ile ilgili olarak “Makna halkını, kendi ülkesine gönderiz” maddesi onların topraklarının Eyle halkı tarafından ele geçirildiğini ve Makna halkının da bölgeden sürüldüğünü göstermektedir. Antlaşma kabul edildiğine göre ve herhangi bir sorun iletilmediğine yurtlarına geri dönmüş olmaları gerekir.

15 Şubat 2020 Cumartesi

Zihniyet Yaşı

Ebu Ömer b. Davud
İnsanın zekâ yaşı ile biyolojik yaşı, göründüğü yaş ile bulunduğu yaş arasında kıyaslamalar duyarız. Bu, bazen iltifat, bazen de eleştiri ya da istihza kastıyla gündeme getirilir.
Peki, insanın biyolojik yaşı ile zihniyet yaşı arasında fark yok mu?
İnsan hayatı boyunca düşünce açısından aynı yerde mi durur?

14 Şubat 2020 Cuma

Cemaatlerin İslamı’ndan İslâmî Cemaatler’e

Prof. Dr. Şaban ÖZ
Yıllardır savunduğum bir slogan vardır “Cemaate Evet Cemaatçiliğe Hayır” diye. Sonraki yıllarda bu mottonun yanlışlığına ikna oldum çünkü bir yerde cemaat varsa cemaatçilik kaçınılmaz oluyor. İstisnası yok mu? Tabi ki var; cami cemaati!

Gelişmemiş Gen Vakası

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
-Ooo… Hoş geldiniz efendim. Merhaba! Şöyle buyurun oturun.
-Hoş bulduk azizim. Çoktandır görünmüyorsunuz. Doğrusu merak ettim, bir ziyaret edeyim, nedir şu dostumuzun hali, neden görünmez, bir derdi mi var?
-Efendim, öncelikle teşekkür ederim. Düşünen ve arayan dostların olduğunu bilmek insana hem güç ve hem de umut veriyor. 
-Ne demek efendim. Düşünmeyene, aramayana dost denilir mi?

12 Şubat 2020 Çarşamba

İslama Yapılan Saldırılar/ İslam Tarihinin İlk Kaynakları

İbrahim Halil ER
Bana sürekli İslam'a yapılan ilmi saldırılar ile ilgili sorular gelmekte ve bunlara cevap vermem istenmektedir. Bu durum hem beni bir manevi sorumluluk altına koymakta ve hem de bu kadar İlahiyat fakültelerinin, prof’larının olduğu ortamda İslam'a karşı bu kadar kasıtlı saldırıların yapılabilir olması noktasında şaşırtmaktadır.
Hiç bir kimse yok mu bunlara cevap versin?
Bu kadar akademisyenler, yazarlar ne yapıyor?
İslam'a yönelik saldırılara cevap vermeyeceklerse neden İslam konusunda uzmanlaşıyorlar?
Amaçları akademik ünvan, makam ve maaş mı?
Din, bu açıdan da birilerinin geçim kapısı olmuyor mu?
Hiç birisi neden bunlara cevap vermeyi kendisine dert edinmiyor?

6 Şubat 2020 Perşembe

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Yazdı: Deyru Sem’ân’da tarihin en güzel Müslümanlarından birisinin ölümü Ve asırlar sonra kendilerini “Müslüman”(!) diye tanıtan bazı grupların ihâneti


 Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma
Hicrȋ 101, milâdi/719 tarihinde, Suriye’nin Ma’arrutu’n-Nu’mân şehrine yakın, Deyru Sem’ân denen köyün kenar mahallesinde bir yiğit vefat etti. O yiğit, tıpkı anne tarafından dedesi olan Hz. Ömer gibi âdil, korkmadan doğruya doğru, yanlışa da yanlış diyen Ömer b. Abdulaziz’di… İşte bu Ömer, Emevi saltanatının, bir bakıma yüz akıydı. Çünkü Emevilerin Müslümanlara yaptıkları zulümleri yapmamak bir yana, hanedanı olan Emevȋ ailesine rağmen, hiç kimseyi kayırmayan, Müslümanın da, gayrimüslimin de hakkını veren ve bu sıfatıyla tarihe geçen müstesnâ bir devlet adamıydı.

4 Şubat 2020 Salı

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Yazdı: Mamé Bıro

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma 
Mamé Bıro[1]
Onu son gördüğümde yüz beş yaşlarındaydı ve Pervari’nin en yaşlısıydı.
Meş’um tek partili döneminin son kalıntılarından, fakat asla o dönemin İslâm düşmanı despot ve iğrenç tasarruflarına baş eğmemiş, iki metreye yaklaşan heybetli cüssesi gibi yiğit bir adamdı Mamé Bıro…  Uzun, fakat uzun olmasına rağmen endamına yakışan bembeyaz bir sakalı vardı. Yaz-kış, gömleğinin göğüs düğmeleri daima açık; kış günlerinde dahi kaçırmadığı cemaat namazları için camiye gittiğinde, lapa lapa yağan karın, sakalı ve beyaz göğüs kılları üzerinde biriktiğini hâlâ görür gibiyim. 

1 Şubat 2020 Cumartesi

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Yazdı: Haydi Tayyip!

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma
            Öyle zannediyorum ki, bendenizi tanıyan herkes, inandığım konularda nasıl yazdığımı, nasıl konuştuğumu; “gelenin keyfi için” geçmişe kalkıp sövmediğimi, inandıklarımı yazdığımda veya konuşmalarımda “levmete lâim”i asla dikkate almadığımı bilirler; böyle olduğum için de elli yıllık akademik hayatımda bu kabil davranmalarımın ceremesini nasıl çektiğimin şahitleridirler…

27 Ocak 2020 Pazartesi

Bizim Evin Halleri Bir Fetvada Fırtına Koparmak

Prof. Dr. Cağfer Karadaş
Bizim eve benzeri görülmemiş ya da görülmüşse de benim atladığım bir haller oldu son zamanlarda. Anlatacağım da, nasıl ve nereden başlayacağımı kestiremiyorum. En iyisi ortaya karışık anlatayım herkes alacağını alsın. Anlamayana zaten davul zurna az… 
Evet efendim, her devrin insanları sohbette, sokakta, çarşıda, pazarda, evde veya seferde “vallahi zor zamanlardan geçiyoruz!” şeklinde başlayan konuşmalar yaparlarmış. Hatta daha da ileri gidip “bu gidişle kıyamet kopacak, bundan daha kötüsü olamaz, biz en zor zamanları yaşayan insanlarız” gibi abartılı laflar bile ederlermiş. 

22 Ocak 2020 Çarşamba

Takıntılı

Prof. Dr. Cağfer Karadaş

Canı sıkkındı. Üzerinde simsiyah bulut gibi bir şüphenin gezindiğini hissediyordu. Kafasından başlayıp tüm vücuduna yayılmış, teninin her noktasında hisseder olmuştu. “Ya öyle zannediyorlarsa!?” diyordu. Kimselere söyleyemiyordu ama içi içini yiyordu.
Karar verdi. Bütün şüpheleri üzerinden atmalıydı. Şüpheli olan yerden uzaklaşmalı, şüpheli gördüklerini kendinden uzaklaştırmalıydı. Öyle de yaptı. Kapısı artık açık olacaktı. Herkes kiminle görüştüğünü bilecek ve kimsenin içine bir kuşku düşmeyecekti. “Acaba şu büronun kapısını söksem mi?” diye de geçirdi içinden. “Bu da çok abartılı olur” dedi kendi kendine…

4 Ocak 2020 Cumartesi

120 YÜZ YİRMİ


Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
120 yıl olmuş.
Cennet mekan Abdulhamit Han tarafından kesintisiz Üniversite kuralı.
Bu ilk üniversitenin üç fakültesinden biri İlahiyat Fakültesi.
İlahiyat Fakültelerinin kuruluşunun 120. Yılı dolayısıyla bu yıl içinde varlıklarıyla, kattıklarıyla ve sorunlarıyla bu fakültelerin ele alınması ve daha iyi bir yere ve yapıya kavuşturulması noktasında bir dizi çaba ve çalışmanın olmasını bekliyor ve diliyoruz. Biz de kalemimizle elimizden geldiği kadar bu yıl boyunca görüşlerimizi dile getirmeyi düşünüyoruz. İlk yazımız İlahiyat Fakültelerinin kısa tarihi olacak. Hayırlara vesile olması dileğimizle…
***

Beyan Yayınları

DEL PIERRO

DEL PIERRO
PIERRE MARTIN