17 Temmuz 2017 Pazartesi

Hz. Aişe'nin Yaşı-II

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Esma’nın Yaşı
Doğrul, Hz. Aişe’nin ablası Hz. Esma’nın vefatında 100 yaşında olmasından hareketle hicret sırasında 27 yaşında olacağı, ablasından 10 yaş küçük olan Hz. Aişe’nin de buna göre 17 yaşında olacağı sonucuna ulaşmaktadır. Hz. Aişe de hicretten hemen sonra evlendiğine göre, evlendiği sırada 17-18 yaşlarında olması gerektiği görüşünü dile getirmektedir.[2]

Hz. Esma, H. 73 yılında oğlu Abdullah b. Zübeyr’in Haccac tarafından şehit edilmesinden birkaç ay sonra vefat etmiştir.[3] Bu konuda tarih kitaplarında ihtilaf yoktur.[4] Öldüğü sırada 100 yaşında olduğu ise çok net değildir. Arapçada genelde 40, 70, 100[5] gibi sayıların çokluktan kinaye olarak kullanılabileceği[6] prensibinde olduğu gibi, bazı bilginlerimiz yuvarlak bir rakam olarak 100 yaşında öldüğünü bildirmişlerdir.[7] Yani, bu bilgiyi veren bilginlerin kasıtları Hz. Esma’nın uzun süre yaşadığını belirtmektir. Yoksa net olarak tam yaşını vermek değildir. Bu şüpheli bilgiden dolayı Zehebi ve İbn İmad, Hz. Esma’nın 90 yaşında veya bunu biraz aşmış bir yaşta vefat ettiğini net olarak belirtirler.[8]
Ayrıca Hz. Esma’nın hicret sırasında 27 yaşında olduğu tezi bazı problemler içermektedir. Biliyoruz ki Hz. Esma hicret sırasında ilk çocuğu Abdullah b. Zübeyr’e hamile idi.[9] Kızların çocukken nişanlandığı, 9-10 yaşlarında evlendiği bir yörede 27 yaşında evlenerek[10] ilk çocuğu doğurmak oldukça geç bir yaştır. Sıcaktan dolayı ergenliğin erken yaşlarda başladığı bir yörede Mekke gibi çok evliliğin yaygın olduğu ve kadınların bu yaşa kadar bekar kalmalarının mümkün olmadığı bir bölgede, Hz. Esma’nın 27 yaşında evlenmesini kabul etmek oldukça zor, hatta muhaldir diyebiliriz. Söz konusu yaş o günkü şartlarda, [11] torun sahibi olunabilen bir yaştır.
Bu muğlaklık sebebiyle Hz. Esma’nın yaşını şu şekilde tespit edebiliriz. Tarihçiler, Hz. Aişe’nin H. 58 yılında 66 yaşında vefat ettiğini kabul etmektedirler.[12] Hz. Aişe vefat ettiğinde (H. 58), Hz. Aişe’den 10 yaş büyük olan Hz. Esma’nın 76 yaşında olması gerekir. (66+10=76) Hz. Aişe vefat ettiğinde yani H. 58’de 76 yaşında olan Hz. Esma, hicret sırasında 18 yaşlarında, (76-58=18) 10 yaş küçük olan[13] Hz. Aişe ise 8-9 yaşlarında olacaktır. Bu hesaba göre Hz. Esma ise vefat ettiğinde 100 değil, 91 yaşındadır (H. 73). Böylece nübüvvetten 6 yıl önce doğan Hz. Esma, Hz. Aişe doğduğunda 10 yaş civarındadır. Hicrette ise genç bir kadın olarak Hz. Peygamber’e erzak taşımış ve 18 yaşlarında ilk çocuğuna hamiledir.
Ev Hanımı
Doğrul, Hz. Aişe’nin 9 yaşında evlenmediğine bir diğer delil olarak; Hz. Peygamber’in Hz. Hatice’nin vefatından sonra evi idare edecek, çocuklara bakacak birisine ihtiyacının olduğunu, bu vazifeyi ise 9 yaşlarında bir çocuğun yapamayacağını belirterek bundan dolayı Hz. Aişe ile 18 yaşlarında evlenmesinin daha makul olacağını, bu konuda nakledilen Hz. Peygamber’in ev işlerini görmesi için Sevde ile evlenmesiyle ilgili rivayetlerin güvenilir olmadığını, şayet bu rivayetler kabul edilse bile Sevde’nin iri, yaşlı ve yavaş haliyle ev işlerini yapmaya elverişli bir hanım olmadığını belirtmektedir.[14]
Doğrul’un görüşlerinden yola çıkarak, Hz. Hatice’nin vefatından sonra ev işlerini üstlenecek, çocuklara bakacak birisi lazımsa, neden Hz. Peygamber Hz. Aişe ile (yazarın iddialarına göre Hz. Hatice’nin vefatında Hz. Aişe 15 yaşlarında idi) Mekke’de evlenmedi de Medine dönemine kadar bekledi? Ev işlerini çocuk bakımını neden ihmal etti? Kaldı ki Hz. Peygamber’in en küçük çocuğu Hz. Fatıma bile hicret sırasında 18 yaşında idi[15] ve Hz. Aişe’den büyüktü. Bu nedenle, Hz. Aişe ile evliliğini, çocuk ve ev bakımı gerekçeleriyle açıklamak kabul edilebilir bir izah değildir.
Ayrıca Hz. Sevde’nin Mekke döneminde, Hz. Hatice’nin vefatından hemen sonra, Hz. Peygamber’le evlendiği sabittir.[16] Bu rivayetlerin güvenilir olmadığı şeklindeki yazarın görüşü pek tutarlı görünmemektedir. Tersine bir rivayet de yoktur. Müslim’de geçen “Sevde Resulullah’ın benden sonra nikahladığı (tezevvece) ilk kadındı”[17] ifadesindeki “tezevvüc” ifadesi “söz kesmek” anlamında olmalıdır. Zira Hz. Aişe kendisinin söz kesilmesini anlatırken de aynı kelimeyi “tezevvece”yi kullanmakta; “Resulullah beni altı yaşımda iken nikah etti (söz kesti), dokuz yaşımda iken de zifafa girdi” demektedir.[18]
İlmi Yetenek
Doğrul’un iddia ettiği gibi, Hz. Peygamber’in Hz. Aişe ile evlenme sebebinin ev işlerini yaptırmak olmadığını şu şekilde de izah edebiliriz: Hz. Peygamber, Hz. Aişe ile küçük yaşta evlenerek onun, diğer hanımlarından daha iyi bir şekilde İslami bilgileri kendisinden almasını ve Müslümanlara aktarmasını amaçlamış olmalıdır. Çünkü diğer hanımları hem yaşları hem de zeka seviyeleri bakımından Hz. Aişe ile kıyaslanamazlardı. Hz. Aişe’nin erken yaşlarda peygamber hanesine girmesinin en önemli nedeni bu olmalıdır diye düşünüyoruz. Bu küçük ve zeki kız sayesinde diğer sahabenin göremedikleri Hz. Peygamber’in evinde meydana gelen olayların özellikle kadınlarla ilgili özel meselelerin Müslümanlara aktarılmasını ve Hz. Peygamber’in Müslüman kadınlarla olan bilgi alışverişini o sağlamıştır. Bundan dolayı, kaynaklarımızda yer alan İslami bilgilerin neredeyse ¼’i Hz. Aişe’den gelmiştir diyebiliriz.
“Hz. Aişe’nin üstlenmiş olduğu bu görevi diğer hanımları üstlenemez miydi?” şeklindeki bir soruya şu şekilde cevap verebiliriz: Hz. Peygamber’in diğer hanımları, daha önce birkaç evlilik hayatı geçirmiş, zeka olarak yorulmuş ve yaşlanmış olan kadınlardı. Bir kısmının, çocuk sahibi olmak gibi, zihinsel anlamda önemli meşguliyetleri de bulunuyordu ki bu durum, Hz. Aişe’nin bilgi edinmedeki konumu ile kıyaslandığında hanımlar arasındaki fark daha iyi görülebilir. Hz. Aişe ise özel yetenekleri, diri zekası ile müstesna bir kadın olarak, İslam’ın bütün Medine dönemi hadiselerini gözlemlemiş ve bizlere aktarmıştır. Hz. Aişe’nin meziyet ve gayretleri konusunda şu alıntıyı yapalım:
Hz. Peygamber’le erken yaşta evlenen Hz. Aişe’nin eğitim ve talimi bizzat Hz. Peygamber’in rehberliği ve nezareti altında gerçekleşti. Hz. Aişe çok zeki, tecessüs sahibi, hıfzı kuvvetli, çok çabuk öğrenmeye kabiliyetli idi. Hz. Peygamber’den ne görüp duydu ise onu hatırladı ve başkalarına nakletti. Bu sebeple Hz. Peygamber ona çok yakınlık duydu ki her söylediğini dinleyip izlesin ve yaptığını daha hevesli yapsın. Böylece Hz. Aişe, İslam prensiplerini ve Resulün sünnetini diğer hanımlarından daha fazla öğrendi ve hafızasında tuttu. O, bu ilmi Hz. Peygamber’den sonra yaklaşık 45 yıl kadar anlattı. Hz. Peygamber’den 2210 hadis rivayeti ile en fazla hadis rivayet eden altıncı sahabi olmuştu.[19]
Öğrenim Yaşı
Doğrul, Hz. Aişe’nin bilgisi, kabiliyeti ve İslami bilgilerdeki büyüklüğünü genişçe anlatarak: “Bütün bunları 9-18 yaş arasında bir çocuk öğrenemez. Bu evliliğin 18-27 yaş arasında olması daha makul değil midir?”[20] şeklinde bir akıl yürütmeye girmiştir. Benzer bir akıl yürütme de şu şekildedir: Hz. Aişe’nin “İfk hadisesi” sırasında Hz. Peygamber’e karşı sarf ettiği sözlerin o sıralarda 15 yaşlarında, olgun olmayan bir kızın söyleyebileceği sözler olmadığı, dolayısıyla Hz. Aişe’nin yaşının daha büyük olması gerektiği şeklindedir.[21]
Böyle bir akıl yürütmenin zorlama ve tamamen sübjektif olduğunu söyleyebiliriz. Çocukların zeka ve öğrenme yaşına baktığımızda, çocuk eğitimcilerinin büyük çoğunluğunun kabul ettiği ve dünyada hemen hemen her yerde benimsenen öğrenme yaşı 7-20 yaşları arası olduğunu görürüz.[22] Bu yaşlar, genelde çocukların her bilgiyi toplama çağıdır. Yirmi yaş sonrası ise, artık bilgileri değerlendirme çağı başlamaktadır. Bir de sıcak iklimde çocukların bedensel ve zeka bakımından erken geliştikleri düşünülürse, öğrenme yaşının birkaç yıl daha düşebildiği görülecektir. Buna göre, Hz. Aişe’nin Hz. Peygamber’le birlikte yaşadığı (9-18), yaşları arası, onun öğrenmek için en müsait olduğu yaşlardır diyebiliriz.
İnsanın önemli sözler söylemesi, yine önemli işler görmesi kişiye ve yaşa göre değişir. Çok küçük yaşlarda, ileri zeka seviyesi gösterenler her zaman var olmuştur. Bu nedenle, Hz. Aişe için “15 yaşında böyle önemli sözleri sarf edemez” demenin bir anlamı yoktur ve bilimsel bir dayanağı da söz konusu değildir. Bu yaşlarda o sıcak bölgede genç kızlığının tam zirvesinde olan üstelik 6 yıldır Hz. Peygamber’in yanında yaşayan, daha önce de Hz. Ebu Bekir gibi İslam’ın en önemli şahsiyetlerinden birinin yanında bulunan bir kimse, bu sözleri rahatlıkla söyleyebilir. Üstelik bu kimse Hz. Aişe gibi gayet kabiliyetli, zeki bir kimseyse…
Müşrikle Nikah
Doğrul, “Hz. Aişe’nin Hz. Peygamber’le nişanlanmadan önce, Cubeyr b. Mutim’in oğlu ile nişanlanmasından hareketle bu nişanlanmanın nübüvvet geldikten sonra olamayacağı, çünkü İslam’a göre müşriğe kız verilmeyeceğinden dolayı bu nişanın nübüvvet gelmeden önce vuku bulması gerektiğini, bunun sonucu olarak da Hz. Aişe’nin İslam’dan önce doğduğunu dolayısıyla da evlendiğinde yaşının 18 civarında olduğu” şeklinde bir düşüncesini aktarmaktadır.[23]
Bu iddiada iki yanlış tespit etmekteyiz: Birincisi, aktarılan rivayetteki Hz. Aişe ile nişanlanan şahıs Cubeyr b. Mutim’in oğlu değil, bizzat Cubeyr’in kendisidir.[24] Yazar burada bir isim yanlışlığı yapmıştır. İkincisi ve daha önemli hatası ise, nübüvvetin gelişinden sonra müşriğe kız verilmeyeceği görüşüdür. Halbuki Mekke döneminde böyle bir yasak yoktu. Bu yasağı bildiren ayet Medine’de inmiş[25] ve bu nedenle ashab müşrik eşlerini boşamışlardı. Mekke döneminde, sadece Hz. Ebu Bekir değil, Hz. Peygamber bile İslam’ın en büyük düşmanı olarak Kur’an’da ismi zikredilen Ebu Leheb’in iki oğluna verdiği iki kızını nübüvvet geldikten sonra Ebu Leheb, oğullarını zorlayıp bu iki kızı boşatıncaya kadar boşatmamıştı.[26]
Müslümanlar için durum böyle olduğu gibi, müşrikler için de böyle bir yasak söz konusu değildi. Mekke’de bu yasak ilk defa Mekkelilerin Müslümanlara boykot yaptıkları sırada gündeme gelmiş ve Müslümanlarla kız alışverişini durdurmuşlardı.[27] Fakat Hz. Sevde’nin Hz. Peygamber ile evliliğinde olduğu gibi, boykottan sonra da bu yasağa uyulmuyordu. Nitekim Hz. Sevde’nin müşrik olan babası, nübüvvetin 10. yılında[28] Hz. Peygamber’i beğendiği ve kızına denk bir insan gördüğü için onunla evlendirmişti.
Doğu toplumlarında, ülkemizde de olduğu gibi, çocukların küçük yaşta “beşik kertmesi” adı altında sözlenmeleri oldukça yaygındır. Hz. Ebu Bekir gibi Mekke’nin saygın iş adamlarından birinin kızını, almak isteyenlerin çok olacağı muhakkaktır. İşte Hz. Aişe’nin Cubeyr ile sözlenmesi de bu kabil bir söz kesme olayıdır diyebiliriz. Dolayısıyla, söz konusu nişanlanmadan hareketle, Hz. Aişe’nin yaşının büyük olması gerektiği şeklindeki çıkarıma katılmıyoruz.
Burada şu noktayı da zikretmeliyiz: Eğer Hz. Peygamber’in bu evliliği, içinde yaşadığı toplum tarafından garip bir evlilik olarak karşılanmış olsaydı, Hz. Peygamber aleyhinde en küçük eksikliği dahi kaçırmayan Mekkeliler bu durumu dillerine dolayacaklar ve Hz. Peygamber aleyhine kullanacaklardı. Fakat bu doğrultuda herhangi bir şey kaynaklarda nakledilmemektedir.[29] Ayrıca Hz. Aişe, Hz. Peygamber’den önce Cubeyr’le nişanlanmıştı yani Hz. Peygamber ile nişanlanmasından daha küçük bir yaşta iken yapılmış olan bu tür evlilikler ya da nişanlanmalar, o günkü koşullarda doğal karşılanıyordu. Bu gerçeği Doğrul da kabul etmektedir.[30] Bölgenin iklim yapısını ve evlilik kültürünü göz önüne aldığımızda o zaman ve hatta günümüzde bu tür evliliklerin hiç de garip karşılanamayacağı ortadadır. Onun küçük yaşta oluşu hiçbir zaman problem edilmemiş, oyuncaklarıyla oynamasına ses çıkarılmadan, onun Hz. Peygamber’le evliliği devam etmiştir. Nitekim Kur’an henüz hayız görmeyen kızların iddetinin 3 ay olduğundan bahsederek, dönemin örfünün getirdiği sıkıntıları gidermeye çalışmıştır.[31]
(Bkz. Mehmet Azimli, Siyer Okumaları, Ankara 2017)



[1] .
[2]      Doğrul, III, 264.

[3]      İbn Sad, VIII, 255.

[4]      İbnül-Esir IV, 363; Zehebi, Siyeru Alamu’n-Nubela, II, 288.

[5]      Bu tür çokluktan kinaye ifadelere Kur’an’da da rastlanabilir. Bkz. Tevbe, 80; Araf, 155; Bakara, 259-261; Enfal, 65 vs..

[6]      Bkz. Muhyiddin ed-Derviş, İ’rabu’l-Kur’an ve Beyanuhu, Beyrut 1994, VIII, 315- IV, 142.

[7]      İbn Hacer, el-İsabe, IV, 230; İbn Abdilberr, IV 234; Ö. Rıza Kehhale, Alamu’n-Nisa, byy. 1977, I, 53.

[8]      Zehebi, el-İber, I, 60; İbn İmad, I, 3308.

[9]      Zehebi, Siyeru Alamu’n-Nubela, I, 288.

[10]    İbn Sad, VIII, 250.

[11]    İbn Kesir, VIII, 86.

[12]    İbn Sad, VIII, 78; İbnül-Esir, III, 520; Zehebi, el-İber, I, 60; İbn İmad, I, 308; Kehhale, III, 126; İbn Hallikan, III, 116.

[13]    Zehebi, Siyeru Alamu’n-Nubela, I, 287.

[14]    Doğrul, III, 265.

[15]    Taberi, II, 252.

[16]    İbn Hanbel, VI, 211.

[17]    Müslim, Rada, 48.

[18]    Müslim, Nikah, 70.

[19]    Afzalurrahman, II, 198.

[20]    Doğrul, III, 266.

[21]    Yaşar Kaplan, 13-14 Aralık 1993 tarihli Vakit Gazetesi.

[22]    Kerim Yavuz, Çocukta Dini Duygu ve Düşüncenin Gelişimi, Ankara 1987, 200.

[23]    Doğrul, I, 266.

[24]    İbn Hanbel, II, 211.

[25]    Bakara, 211.

[26]    İbn Sad, VIII, 36, 37.

[27]    İbn Hişam, II, 3.

[28]    İbn Hanbel, VI, 310.

[29]    Doğrul, III, 267; kitaptaki bu iddiaların devamındaki Hz. Aişe’nin çocukluğu bölümüne bakınız.

[30]    Doğrul, 151.

[31]    Bkz. Talak, 4, bu ayeti “adet göremeyen hastalıklı kadınlar” şeklinde yorumlayıp anlam kaydırması yaparak, Hz. Aişe’nin erken yaş evliliğinin gerçek olmadığı şeklinde yorumlar bulunmaktadır. Ayrıca Kur’an’daki “evlilik çağı” ibaresinden (Nisa, 6) yola çıkarak, Hz. Peygamber’in bu ayete ters davranamayacağı dolayısıyla Hz. Aişe ile 9 yaşında iken evlenmediği gibi yorumlara gidilmektedir. Öncelikle bu ayette bir yaş sınırı yoktur ve evlilik çağını Arapların anladığı şekilde uygulanması önerilmektedir. Araplar için evlilik çağının ne zaman olduğunu o günkü kültür belirlemiştir ve bu (9 yaş) o günlerde evlilik için gayet normal karşılanmaktadır. Ayrıca Kur’an’daki “evlilik çağı” ibaresini yukardaki gibi (yüksek bir yaş olarak) yorumlasak bile, bu ayetin Hz. Peygamber’in Hz. Aişe ile evliliğinden sonra nazil olduğunu da not etmiş olalım.

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar

Beyan Yayınları

DEL PIERRO

DEL PIERRO
PIERRE MARTIN