21 Haziran 2017 Çarşamba

Affet Bizi Allahım!

  Öğr. Gör. Cuma Karan
Bizi yokluk âleminden varlık âlemine gönderdin, nimetlerinle bizi şereflendirdin. Ancak biz o varlıklar içinde boğulduk, kaybolduk, seni unuttuk. Bizi affeyle…
Bize her şeye rağmen “ya ibadii-ey kulum”[1] dedin, ancak biz sana her hâlükârda “lebbeyk- buyurun Rabbim” diyemedik. Affet bizi...
“Nerde olursanız olun, bana dönün, bana gelin”[2] dediğin halde hâla sana dönmeyi erken saydık, dönemedik. Affet bizi…
Anne-babalarınıza “öff” bile demeyin[3] diye emrettin. Biz de onları görmeyelim diye huzur evleri denilen ölüm bekleme mekânlarına mahkûm ettik. Affet bizi.
“Kadınlar emanettir, birbirinize elbise, aynı özdensiniz”[4] dedin, biz ise kimimiz köle, kimimiz de kimimizi senin baki varlığına karşı  ma’bud ilan ettik. Affet bizi…
Müminleri kardeş ilan ettin, ancak biz birbirimize düşman kesildik, kanlarımızı birbirimize haram kıldın,[5] ancak biz Müslüman kardeşimizin kanını mubah görürcesine su gibi akıttık. Affet bizi…
“Müminler kardeştir o halde aralarını bulun”[6] diye emrettin biz ise aralarını daha da açtık, arabulucu olarak kâfirlerden medet bekler hale geldik. Affet bizi…
“Kâfirleri dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudur”[7]  “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkâr etmişlerdir,”[8] uyarısına rağmen onlara dost görünme adına bütün benliğimizden vazgeçtik.  Kafir dostlarımızdan! Mümin dostlara vakit bulamadık bizi affeyle Allah’ım!
            “(Ey Peygamber!) Şüphesiz ki sen büyük bir ahlak üzeresin”[9] emr-i ilahisine rağmen biz peygamberin sünnetini, yaşamını ve ahlakını bıraktık, zamanın sefih ahlakını, yaşamını baş tacı edindik, bu uğurda her şeyimizi feda ettik. Bizi affeyle.
            “Ey iman edenler! İman ediniz….”[10] dediğin halde biz yüzeysel bir imanla ebedi cennetin garantili müşterileri olarak kendi kendimizi oranın sahibi ilan ettik. Affet bizi.
            “ Babanın oğlundan, oğuunl; annesinden, babasından kaçtığı”[11] herkesin kendi hesabıyla meşgul olduğu o mahşer günü için biz kendimize dünyevi avukatlar tuttuk, hem de sıfır sermayeli amelimizle… Affet bizi Allah’ım!
            Hz. Peygamber; ey kızım Fatma, peygamber kızı olduğuna güvenme! Vallahi amelin yoksa sana bir şey yapamam”[12] dediği ortada iken ve;“üstünlük takva iledir.”[13] dediğin halde biz birilerini birilerinden üstün, birilerini de kurtarıcı ilan ettik, Affet bizi…
Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının ve öyle bir günün azabından çekinip-korkun ki, (o gün hiç) bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez ve (hiç)bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın.[14] dediğin halde aldanmaya devam ettik, bizi affeyle Allahım!
365 günün her birini birilerine tahsis ettik; anneler günü, babalar günü, dedeler günü, şehitler günü, âşıklar günü, sevgililer günü… Bütün bunlara bihakkın riayet ettik.. Amma asıl gün olan mahşer/hesap gününü unuttuk bizi affet Allahım!
“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır”[15] ve; “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”[16]gerçeğine rağmen Allah’a kul olmak dışında her şeye çapına göre kul olduk, asıl kulluğu unuttuk bizi affeyle.
            “Size hakkı batıldan ayıran Kur’an’ı indirdik”[17]ve  Şüphesiz, sana bu Kitab'ı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet et.”[18]dediğin halde halis olamadık affet bizi Allahım!
 “Yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.”[19] emrinin aksine olanı görmedik, olmayanı su-i zannımızla var gösterdik. Böylece yalana inandık, inandığımız yalanı da yaydık. Affet bizi…
“Onların mallarında dilenip-isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.”[20] Denildiği halde fakirin-fukaranın hakkını/payını servetimizden çıkarmadık, o pay ile daha da zenginleşmeyi hayal ederek helaka gittik affet bizi Allahım!
“Size ne oldu da Allah yolunda ve «Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!» diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz![21] denildiği halde mazlum coğrafyanın mazlumları için yapamadıklarımızdan dolayı bizi affet Allahım!
Bize verdikleriyle rızasını kazanacağımız yerde, azabını hak ettik, nimetlerle donandık ancak onların etrafında dolanıp durduk, şükrünü unuttuk bizi affeyle Allahım…
“İsraf ederek saçıp-savurma.”[22] emrine rağmen israf edilecek mekanların, eşyaların yarışına girdik, daha da kötüsü; o israf kültürünün kölesi/kulu olduk, sana olan köleliğimizi/kulluğumuzu unuttuk bizi affeyle Allahım!
 “Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz."[23] diyen Müminlerin cennetine, hiç yaşarmayan gözlerimizle göz diktik… Affet bizi Allahım!
“Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on katı vardır, kim bir kötülükle gelirse, o mislinden başkasıyla cezalandırılmaz ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.”[24] müjdesine rağmen amel defterimizde kötülüklerden iyiliklere yer bırakmadık affet bizi Allahım!
“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun.[25] hakikati karşısında kör ve sağır olduk, bizi affet  
“Diri olanları uyarması için…..indirilen Kur’an’ı”[26] biz yaşamımızdan çıkardık, ölüler için okunan; yedinci, kırkıncı ve elli ikinci günlerin merasim kitabına dönüştürdük. Bizi Affet Allah’ım
“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık”[27] diyen Kuranî düsturlara rağmen birbirimizi tanıma yerine, inkârı seçtik… Affet bizi.
“Göklerin ve yerin yaratılmasıyla dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O'nun ayetlerindendir. Bunda, ilim sahipleri için elbette ibretler vardır.”[28]  Bundan ibret alma yerine Müslüman kardeşimizin ayet olan dilini ve ırkını inkâr ettik ya da ona unutturduk.  Affet bizi.
Allah’ım apaçık dinin yerine yanlış ve dinden uzaklaşmış kültürü ikame ettik. Hâlbuki “Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler? [29] ilahi emrini görmemezlikten geldik.. affet bizi Allah’ım
“Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.[30]emrine rağmen bazı insanların hatalarından dolayı öfkemizi; bir toplumun, bir milletin, bir bölgenin, bir devletin tamamına yönelttik, bazen dillerimizle bazen de mermilerimizle onları yaraladık, mazlum zalim ayrımını yapamadık Allah’ım bizi affeyle.
“Ey iman Edenler! Sabır ve namaz ile yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenler ile beraberdir.”[31] emrine rağmen, namazı ihmal ettik, sabrı unuttuk, öfke küplerine döndük, her gün kadın cinayetleriyle, hüsumet katliamlarıyla ekranlar gibi bunları izleyen gönüllerimiz de karardı affet bizi Allahım!
“Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibâdet usûllerimizi göster, tevbemizi kabul et. Zîrâ, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak Sen"sin."[32] Bizi affet Allahım!
" Onlar, günah olan bir amel yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde, Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenlerdir. [33] Her kim haksız davranışlar yaptıktan sonra tövbe eder ve halini düzeltirse, şüphesiz Allah-ü Teâla onun tövbesini kabul eder, Allah bağışlayıcı ve esirgeyicidir."[34] müjdesiyle kapına geldik. Bizi affet Allahım!
 “Rabbimiz! (Biz) kendimize zulmettik; artık bize mağfiret etmez ve bize merhamet etmezsen, mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”[35] diyen ilk atamız Hz. Adem’in tövbesiyle tövbe ediyoruz bizi affeyle…
“Rabbim! Bana hikmet ihsan buyur ve beni salih kimseler arasına kat! Sonraki (ümmet)ler içinde benim için bir lisan-ı sıdk (güzel bir methle anılmayı) nasip eyle! Ve beni Naim Cenneti’nin varislerinden kıl! Babama da mağfiret eyle; çünkü o dalalete düşenlerdendir. Ve (insanların) diriltilecekleri gün, beni utandırma! O gün ki, (onda) ne mal fayda verir, ne de evlat! Ancak Allah’a selim (sağlam) bir kalple gelen müstesna.”[36] diyen peygamberlerin ceddi Hz. İbrahim’in diliyle sana yalvarıyoruz; bizi affeyle.
“Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver, ve işimi bana kolaylaştır! Dilimden de düğümü çöz ki sözümü iyice anlasınlar”[37] diyen ulu’l-Azm peygamberi Hz. Musa (as)’ın dediği gibi sözümüze tesir,  dilimizi de hayra anahtar, şerre kilit eyle. Bunun dışındaki yaptıklarımdan dolayı bizi affeyle
“Ey Rabbimiz, senin indirdiğine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artık bizi şahidlerle beraber yaz.” Bunca günahımızdan, kusurumuzdan dolayı affet bizi. Zira tek sığınak ve sığınılacak sensin… Bizi affet.
Senden başka kimimiz var ki! İtiraf ediyoruz affet bizi Allah’ım. “Zira affedici sensin ve affetmeyi de seversin! Bizi affet Allah’ım,[38] bizi affet Allah’ım!
Bütün  mübarek zaman ve mekanlar hatırına bizi affet Allah’ım…”
                                                                                                             21.06.2017
Öğr. Gör.Cuma KARAN
Trabzon






[1] Zümer 39/53
[2] Bakara 2/150
[3] İsra 17/23
[4] Bakara 2/187
[5] Nisa 4/93; Maide 5/32
[6] Hucurat 49/10
[7] Maide 5/51
[8] Mümtehine 60/1
[9] Kalem 68/4
[10] Nisa 4/136
[11] Abese 80/36
[12] Buhari Vesaya 11; Müslim İman 89
[13] Hucurat  49/13
[14] Lokman  31/33
[15] Kıyame  75/36
[16] Zariyat  51/56
[17] Âl-i İmran  3/4
[18] Zümer 39/2
[19] Furkan  25/75
[20] Zariyat 51/19
[21] Nisa 4/75
[22] İsra 17/26
[23] Maide 5/83
[24] En’am  6/160
[25] Nisa 4/35
[26] Yasin 36/70
[27] Hucurat 49/13
[28] Rum 22
[29] Bakara 2/170; Maide 5/104
[30] Maide 5/8
[31] Bakara 2/153
[32] Bakara 2/128
[33] Âl-i İmran 3/133-5
[34] Maide 5/39
[35] A’raf 7/23
[36] Şu’ara  26/83
[37] Ta-ha  20/25
[38] Tirmizi, Da’avât  89

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar

Beyan Yayınları

DEL PIERRO

DEL PIERRO
PIERRE MARTIN