4 Ocak 2020 Cumartesi

120 YÜZ YİRMİ


Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
120 yıl olmuş.
Cennet mekan Abdulhamit Han tarafından kesintisiz Üniversite kuralı.
Bu ilk üniversitenin üç fakültesinden biri İlahiyat Fakültesi.
İlahiyat Fakültelerinin kuruluşunun 120. Yılı dolayısıyla bu yıl içinde varlıklarıyla, kattıklarıyla ve sorunlarıyla bu fakültelerin ele alınması ve daha iyi bir yere ve yapıya kavuşturulması noktasında bir dizi çaba ve çalışmanın olmasını bekliyor ve diliyoruz. Biz de kalemimizle elimizden geldiği kadar bu yıl boyunca görüşlerimizi dile getirmeyi düşünüyoruz. İlk yazımız İlahiyat Fakültelerinin kısa tarihi olacak. Hayırlara vesile olması dileğimizle…
***

18 Aralık 2019 Çarşamba

Kuarmo

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
Son zamanlarda asabı bir hayli bozuktu. Niye? İşler iyi gitmiyordu. Sosyal ve ekonomik gidişat bozulmuş ve her şey kötüye gitmeye başlamıştı. Sadece eşya olsa, insanlarda da kalite düşüklüğü almış başını gitmişti.  Birileri bir şey yapmalı diye düşündü. O biri niçin kendisi olmasındı. İşleri düzeltmenin iki yolu vardı. Birincisi iyiyi görmek, göstermek ve yaygınlaştırmak; ikincisi ise iyiler arasından kötüleri seçip ayıklamaktı. İkinci yol sanki daha olabilir gibi geldi; aklına yattı, zihnine yer etti. Zaten test sınavlarında da, dört yanlış tespit edildi mi, bir doğru bulunabiliyordu. Biraz zahmetli ve dolambaçlıydı ama oluyordu. Peki yanlışı ve kötüyü nasıl seçip ayıklayacaktı? Seçmek için önce tespit gerekirdi.

10 Aralık 2019 Salı

Hz. Peygamber’in (s.a.s) Vefa Örnekliği


Prof. Dr. Adem APAK
Görülen iyilikleri unutmama, kendisine iyilikte bulunanlara aynısıyla veya daha güzeliyle karşılık vermeye vefa, bu şekilde davrananlara ise vefakâr adı verilir. Şüphesiz insanda bulunması gereken güzel huylardan birisi de vefa duygusudur. Vefakârlığın zıddı nankörlük olup iyiliğin değerinin bilinmemesi veya iyiliğe karşılık kötülükle davranmak anlamına gelir.

1 Aralık 2019 Pazar

Adil Öğretmen

Dr. Öğr. Üyesi İbrahim BARCA
“…De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?...”[1]
رزش انسان ز علم
و معرفت پیدا شود
بی‌هنر گر دعوی بی‌جا کند رسوا شود
هر که بر مردان حق پیوست، عنوانی گرفت
قطره چون واصل به دریا می‌شود دریا شود
ای‌ که بر ما می‌کنی از جامه نو افتخار
افتخار آدمی کی جامه دیبا شود
قیمت گوهر شود پیدا برِ گوهرشناس
قدر ما در پای میزان عمل پیدا شود

24 Kasım 2019 Pazar

Hz. Peygamber’in (sav) Terbiye Adabı


Prof. Dr. Adem APAK
İslâm dini özelde tebliğin ilk muhatapları olan Araplarda, genelde de diğer insan topluluklarında sosyo-kültürel dönüşümü gerçekleştirmek için bir eğitim ve öğretim sistemi hedeflemiştir. Kaldı ki, sistemin kurucusu olan Hz. Peygamber (s.a.s), açık bir şekilde kendisinin Allah tarafından bir muallim olarak gönderildiğini ifade etmiştir.[1]Dolayısıyla tebliği boyunca onun uygulamalarının neredeyse tamamını bir eğitim ve öğretim faaliyeti olarak değerlendirmek mümkündür. Esasen Kur’ân’da da Hz. Muhammed’in (s.a.s) ilâhî tebliğ görevinin bir eğitim-öğretim işi olduğu da açıkça vurgulanmaktadır.[2]

21 Kasım 2019 Perşembe

Bizim Evin Enteli

Prof. Dr. Cağfer Karadaş
Havanın renginin kurşuniye döndüğü akşam vakitleriydi. Sokakta herkes bir telaş içinde. Eve bir an evvel ulaşma aceleciliği herkesin kafasında. Evine dedikse evin kendisi değil, eşine, çocuğuna veya ana babasına kavuşmaydı işin aslı. Son teknoloji saatler çıksa da, akıllı telefonlar icat olunsa da, yine de insanlar güneşin inişine bakıyorlardı.  Akşamın kurşuni ağırlığını sokakta değil, ailenin içinde karşılamak derdindeydiler. Bu ağırlık bir başına çekilmezdi.

4 Kasım 2019 Pazartesi

Yeniden Yenilenen Adalet

Dr. Öğr. Üyesi İbrahim BARCA
ان کسی که چه برای خود می خواهد هم برای دیگران می خواهد مرد کامل باشد و  برابر این  گر میداند چیز ها ی که باید می خواهد و چیز ها ی که باید نمی خواهد کامل و عادل هم مي شود   
“Kendisi için istediğini başka insanlar için de isteyen insan-ı kamil’dir. Bununla beraber kendisi için neyi istemesi ve neyi istememesi gerektiğini bilen ise insan-ı kamil ve adildir”

1 Kasım 2019 Cuma

Sabırsızlar Koğuşu


Prof. Dr. Cağfer Karadaş
Efendim! Bu koğuşun ilginç bir hikayesi var. Ne bir hikaye, birkaç tane. Burada tam üç tane vaka var. Vaka dedimse, üç yaralı insan.  Her birinin sebebi, birbirinin benzeri. Siz deyin aynısı. Nedir peki bu sebep? Tabi ki sabırsızlık. Yüce Allah, ibret olsun diye benim önüme getirdi, hatta yüzüme çarptı desem yeridir. Birazdan bunu da anlatırım. İbret-i alem olsun diye ben de size bu üç vakayı anlatayım. Sizin de başınıza gelmesin aman. Çünkü bunların hepsinin tam da başlarına gelmiş. Zaten başımıza ne geliyorsa ya yaptıklarımızdan ya da yapmadıklarımızdan. Yüce Yaratan Kitab’ında “Başınıza gelen her musibet yapıp ettikleriniz yüzündendir” diye boşuna uyarmıyor bizi. Ne demiş ünlü filozof Aristo: “Öncekilerden ibret alın ki, sonrakilere ibretlik olmayasınız.” Sizce de öyle değil mi? Öyleyse anlatayım efendim. Zaten ben alacağımı aldım. Sizin hissenize de anlatacaklarım düşsün. Nereden başlayacağımı da bilmiyorum. Aha şu birinci yataktan başlayayım.

6 Ekim 2019 Pazar

Bir Cami İmamı Olan İbn Arabi’nin Hocası Ebû Abdullah Muhammed b. Kassûm’un 24 Saati

Prof. Dr. Cağfer Karadaş
Muhyiddin İbn Arabî’nin hocalarından Ebû Abdullah Muhammed b. Kassûm Endülüs’te Maliki mezhebine mensup bir cami imamıdır. İbn Arabî, ondan taharet ve namaz bilgilerini öğrendiğini ifade eder. Ayrıca küçük yaştan itibaren yazmaya meraklı olan İbn Arabî, bu zattan yazma yönünde büyük teşvik görmüştür.  Nitekim bir gün yaşı ilerlemiş olmasına rağmen hocasının kağıt satın aldığını görür ve merak eder sorar. Cevap sadedinde hocası ona, kendi üstadı olan Ebû Abdullah b. Mücahid’in “Ölmeden önce eğer fırsat bulursan ilim ve edebiyat ile ilgili yazmaya yönel” şeklindeki tavsiyesini aktarır.

Beyan Yayınları

DEL PIERRO

DEL PIERRO
PIERRE MARTIN